Güzelim bahar ayları, ayrı bir sıkıntıyla yaşanıyor bu günlerde. Milyonlarca gencimiz ve aileleri için. Sıkıntının ve stresin doruk yaptığı konuyu tahmin edebiliriz.
Üniversite Sınavları…
Birçok gencimizi etkileyen sınavlar, hayatları içinde Dönüm Noktası oluyor. Streslerini çoğaltacak unsurlarda çok önemli burada. Gençlerden beklentiler var. Zaten nüfusun büyük çoğunluğu maddi zorluklar içinde yaşarken bir de sınav hazırlığı sürecinde, Dershaneye gitme mecburiyeti de doğunca… Ailelerinin zor duruma düştüğünü gören gençlerimiz. Ayrı bir stres ve hırsa bürünüyorlar. Tabii ki hırs yapmak faydalı olabilir ancak makul ölçülerde olduğu sürece.
Çevremdeki genç arkadaşlar çoğunlukla iletiyorlar yaşadıkları sıkıntıyı ve üstlerindeki baskıyı. Zaten yaşları gereği en çalkantılı dönemlerinde yaşanan bu stres, onları daha zor bir sürece itiyor. Kendi aralarındaki rekabeti de eklersek üstüne işleri gerçek den zor görünüyor. Ve hayatlarını çekilmez hale getiriyor.
Ayrıca bu sınava endekslenen “olmazsa olmaz” gören ailelerde var sayarsak. Bu durumunda gençlerimizin üstünde kurduğu baskıyı düşünürsek. Topu temeli 180 dakikalık bir ölüm kalım meselesi çıkıyor ortaya.
Peki, biz toplum ve aileler olarak ne yapmalıyız. Gençlerimizi rahatlatacak, en azından streslerini azaltacak. Hayatın sınav sonrasında da aynı tempoyla devam edeceğini, bu yarışın tüm hayat boyunca süreceğini aşılayarak başlayabiliriz. Yaşamımızda daha ne 180 dakikalar var olduğunu unutturmadan, kırmadan, üzmeden…
Son olarak genç arkadaşlarımıza her şeye rağmen hayatın yaşanmaya değer olduğunu hatırlatır, girecekleri sınavlarda BAŞARILAR dilerim.