Gerçekten bu hafta yazımı yazabilmek oldukça zor oldu.
Birkaç sefer denedim ancak uygun psikolojiyi bulamadığım için yazmaktan vazgeçtim.
Sonuçta köşe yazıyor olsak bile önceliğimiz taraftarlık.
Birçok sevdikten vazgeçerek, bir diğer sevdik takımımıza koşmak doğamızda var.
Bu sebeple, beklenmeyen kazalarda aldığımız yaralarda büyük oluyor. Takip ettiğim kadar büyük hasar alan bir tek ben değilim.
Kimileri cesur, kimileri de pervasız şekilde eleştiriler yaparak acısını dindirme derdine düşmüş.
Hak vermemek elde değil.
Keşke bende pervasız değil de, cesur tarafta olabilseydim. Ne yaparsınız ki günlük hayatımda ki paranoyak yaklaşımlarım burada da boy gösterdi. Yanlış kullanılacak bir kelime nelere mal olacak diye düşünürken yazımı Cuma gününe yetiştirdim.
Tabii ki ilk duygularımı baskılayarak(!).
Son dört haftada puan kaybetmeye tahammülümüz sadece İBB maçına idi. Kafamızda ki kurgumuz tutar ümidi ile İzmir’de aldık soluğu.
Ama İzmir’de oksijensiz kaldık.
Deniz havası artı puanlar iyi gelir dedik lakin bilemedik. Bünye alışkın değil. İki güzel hava çarpıverdi oracıkta.
Nefessiz kaldık.
Ne kadar kızsak da, ne kadar isyan edesimiz gelse de gıkımız çıkamadı. İçimizde ki sevdası büyük BALKES’imizin. Şampiyonluğu son maçta son averajda bile kaçırsak sesimiz bir yere kadar çıkabilecek.
Haaa yanlış anlaşılmasın, Takımı seviyoruz dedik. Suçluyu ayırıp hırpalamak gerekirse üstümüze adam tanımam.
Sanırım ters bir durum için kara listeler hazırlanıyordur(!).
Hırpalama sebebimiz de bize alıştırdıklarından ötürü olur.
Yoksa bu lige bizimle birlikte çıkanların durumu ortada. Onlara bakarak şükretmesini de biliriz. Biz yine yolumuza bakalım.
Kafamızda kurguladığımız, son hafta puan kaybetme lüksümüz artık yok. Belli ki her şey yeşil sahada da olmayacak. Vakit birlik olup gerekeni yapmaya kaldı. Sadece futbolcu ve teknik ekibe bırakmak yanlış olur.
Bir taraf çok genç, bir taraf bu işin piri kırk kişiden biri. Onlar ellerinden geleni yaparken, geriye kalan bizler yani bu takımın tek gerçek sahibi BALIKESİR’liler boş durmasın.
Daha önce yazılarımda da belirttim, ben takımın geleceği için umutluyum. Gelecek planlarımızın daha profesyonelce yapılacağına kanaatim var. Hele şu üç final maçımızı alalım gerisi kolay.
İlk final yarından sonra, yerimiz ve yeriniz hazır. Gerekirse şu gereksiz ve bir o kadar zamansız passolig sorununu da aşmayı biliriz.
Şehir bizim, stat bizim(!)
Kartlarınız sizin olsun….!